buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am
Similar topics

Paylaş | 
 

 Hanbelî Mezhebinin Gelişmesi Ve Yayılışı [109]

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gespenst

avatar

Mesaj Sayısı : 588
Kayıt tarihi : 24/06/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: Hanbelî Mezhebinin Gelişmesi Ve Yayılışı [109]   C.tesi Haz. 26, 2010 4:34 pm

Hanbelî Mezhebinin Gelişmesi Ve Yayılışı [109]

Mezhebin Rivayeti

Ahmed b. Hanbel, fıkhını yazmamıştır. Hattâ O, fıkhının yazıl¬masını menetmiştir. Halbuki İmam Şafii, kendi fıkhını daha önce bizzat yazmıştır. Ahmed b. Hanbel'in bâzı fıkıh meseleleriyle ilgili birtakım yazılan mevcut ise de, bunlar, kendisi için tutmuş olduğu notlardır. O, bunları neşretmediği gibi başkalarının nakletmesine de müsaade etmemiştir. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi insanlar, teklif ifade eden hükümleri öğrenmek için başvuımayı unutmasın¬lar diye Kitab ve Sünnet'ten başka hiçbir şeyin tedvinini hoşgörmezdi.
Hanbelî fıkhının nakil ve rivayeti şöyle olmuştur:
1 — Hanbelî fıkhı İmam Ahmed b. Hanbel'in talebeleri vasıta¬sıyla rivayet edilmiştir. Bunların başında Ahmed b. Hanbel'in oğlu Salih (öl. 266 H.) gelir. Bu, hem babasından hem de başkalarından fıkıh tahsil etmiştir. O, babasının fıkhını, yazdığı mektuplar vasıta¬sıyla yaymıştır. Çünkü O, kendisine gelen mektuplara cevap verir¬ken babasının görüşlerine dayanıyordu. Salih, aynı zamanda kadılık vazifesine tâyin edildiği için babasının fıkhını, sadece gelecek ne¬sillere nakletmekle kalmamış, aynı zamanda onu fiil ve tatbik sa¬hasına' koymuştur.
2 — Ahmed b. Hanbel'in diğer oğlu Abdullah (öl. 290 H.) da, el-Müsned'i ve babasının fıkhını gelecek nesillere nakletmiştir. Ger¬çi Abdullah, hadîs rivâyetiyle daha çok uğraşıyordu.
3 — Ahmed b. Hanbel'in fıkhını nakleden talebelerinden biri de Ebû Bekr el-Esrem [110] (öl. 261 H.) dir. Bu, İmam Ahmed'in yanın¬da Uzun zaman kalmış ve onun fıkhını nakletmiştir.
4 — Talebelerinden Abdülmelik el-Meymunî [111] (öl. 274 H.) de
Ahmed b. Hanbel'in yanında yirmi iki seneye yakm bir zaman kal¬mış ve hocasının kendisini menetmesine rağmen, açıkladığı mes'eleleri yazmıştır. Ahmed b. Hanbel'in fıkhını rivayet işinde onun bü¬yük bir mevkii vardır.
5 — Ebû Bekr el-Mervezî [112] (öl. 275 H), Ahmed b, Hanbel'in en seçkin talebelerinden olup hocasının birçok meselelere ait görüş¬lerini nakletmiştir. El-Hallâl da ondan nakletmiş olup Efou Bekr el-Mervezî'ye karşı büyük bir hayranlık duyardı.
6 — Ahmed b. Hanbel'in fıkhını nakledenlerden biri de Harb [113] (öl. 280 H.)'dir. Bu zat, Ahmed b. Hanbel'in yanında kısa bir müddet kaldığı halde onun birçok fıkhî görüşlerini rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel'in açıklamış olduğu hükümleri araştıran Harb'in rivayetleri arasında onun şu sözü de bulunmaktadır: «İnsanlar il¬me, ekmek ve su kadar muhtaçtırlar.»
7 — Ahmed b. Hanbel'in talebelerinden İbrahim b. îshak el-Harbî (öl. 285 H.) de hocasının fıkıh ve hadîsini nakletmiştir. Bu zat, zühd ve takva bakımından tamamen hocasına uymakta idi. Ri¬vayet edildiğine göre Halîfe el-Mu'tazıd kendisine onbin dirhem gön¬dermiş, O da kabul etmemiştir. Halîfe, bunu alıp komşularına dağıt¬masını istemiş ise de, İbrahim el-Harbi, elçiye şu cevabı vermiştir: «Emîru'l-Mü'minîn'e söyle, biz, toplamak için meşgul olmadığımız şeyi dağıtmakla da kendimizi meşgul etmeyiz. Yine Emîrul-Mü'minîn'e söyle, bizi bıraksın, yoksa civarından gideriz.»
Bunlardan başka daha birçokları, Hanbelî fıkhını nakletmişlerdir. Fakat buuydığımız zatların üstün bir yeri, vardır ve bunların çoğu, Uzun zaman Ahmed b. Hanbel'e arkadaşlık etmiştir.
İmam Ahmed b. Hanbel'den ayrılmayan bu talebelerinden son¬ra, Ebû Bekr el-Hallâl (öl. 311 H.) gelir. Bu zat, İmam Ahmed b. Hanbel'in ilimlerini cem'etmek için bütün gayretini sarfetmiş, bu mak¬satla seyahatlere çıkmış ve birçok kitap telif etmiştir. Onun, Ebû Bekr el-Mervezî ile Uzun zaman kalışı, Ahmed b. Hanbel'in fıkhını rivayet etme arzusunu kuvvetlendirmiştir. Dolayısıyla Ahmed b. Hanbel'in fıkhını rivayet eden herkesten nakillerde bulunmuştur. Meselâ; Ahmed b, Hanbel'in çocuklarından, Harb'den, el-Meymunî'-den ve bunlardan başka sayılamıyacak kadar çok kimselerden na¬killerde bulunmuştur, Bu yüzden el-Hallâl, talebelerinden sonra Ah-med b. Hanbel'in fıkhının nâkili sayılmıştır. Ebû Bekr el-Hallâl'dan sonra Hanbelî mezhebini nakleden birçok kimse gelmiş ve bu mezheb insanlar arasında yayılmıştır. [114]

Mezheb'dekî Kaviller

Hanbelî mezhebinde birçok kaviller (görüşler) vardır. Bunun se¬bepleri çoktur:
1 — Ahmed b. Hanbel, selefiyeci bir fakih idi. Tercih yapmak¬tan sakınırdı. Sahâbîler veya tabiîlerden iki türlü kavil naklettiği zaman, bunlardan birini Veya birkaçını terketmeyi gerektiren her¬hangi bir nass bulunmazsa her iki veya daha çok kavli de mezhe¬binde ayrı ayrı kabul ederdi.
2 — Ahmed b. Hanbel, bâzı hallerde hüküm verirken iki görüş veya iki vecih arasında tereddüde düşer ve her ikisini de, herhangi bir tercihe tabi tutmaksızın açıklardı.
3 — Ahmed b. Hanbel'in bir kısım meselelere ait görüşü değişik şekilde rivayet edilmiştir. Birinin doğruluğunu diğerine tercih ede¬cek bir şey bulunmadığı müddetçe, her rivayet mezheb'de ayrı bir kavil olarak kabul edilir.
4 — İmam Ahmed, herhangi bir durumda muayyen bir mesele hakkında fetva verirdi. Fakat, kendisine aynı mes'ele tekrar sorul¬duğunda, meseleyi soran kimsenin önceki durumu ile sonraki du¬rumu arasındaki değişikliğe dikkat eder ve onun durumuna göre fetva verirdi. Halbuki bu fetvaları nakleden râvî, aynı mes'ele üze¬rinde Ahmed b. Hanbel'in iki görüşe sahip olduğunu zanneder. Lâ¬kin hakîkatta, durum değiştiği için hüküm (fetva) de değişmiştir. Ahmed b. Hanbel, fetva verirken, fetva soran kimsenin durumunu tetkik ederdi. Zira fetva soran kimse, belki alacağı fetvayı haram bir şeye" vâsıta yapabilir.
5 — İmam Ahmed, maslahat veya kıyasa dayanan re'ye göre çok az fetva verirdi. Bu durumda değişik görüşler ortaya çıkarsa, herhangi bir tercih yapmaksızın onları olduğu gibi bırakırdı. [115]

Mezhebin Gelişmesi

Hanbelüer, ictihad kapısının kapanmadığını söylerler. Bâzı mezheblerin mutaassıb çevreleri, içtihad kapısının kapalı olduğunu ile¬ri sürerken, Hanbelîler, müctehid olmaya ehil olan veya kendisinde ictihad şartlan bulunan herkes için bü kapıyı açık tutmuşlardır. Bu¬nu kitabımızın baş tarafında da söyledik. Hattâ Hanbelîler, daha da ileri gitmişler ve her asırda bir müstakil (mutlak) müctehidin bu¬lunmasını farz-ı kifâye saymışlardır. Çünkü, insanların karşılaştığı yeni olaylar da bunu zarurî kılmaktadır. Tâ ki sapıtmasınlar, bu müctehid yeni olaylar hakkında onlara fetva versin, Kitab ve Sünnet'e başvuracak yerde dînin bizzat esası imiş gibi mezheblere bağ¬lanıp kalmasınlar ve mezhebleri Kitab ve Sünnetin üstüne çıkarma¬sınlar.
Bu ve başka âmiller sebebiyle Hanbeli mezhebi oldukça geliş¬miştir. Bu mezhebin gelişmesi şu üç esasa dayanır:
1 — Mezhebin usûlü (dayandığı deliller),
2 — Fetvalar,
3 — Tahric.
Önce usûlü ele alalım:Hanbelî mezhebinin dayandığı usûlün çok zengin olduuğnu görüyorUz. Bunları yukarıda kısmen anlattık. Bu mezhebin gelişmesini sağlayan en büyük âmil, mezhebce hadîs, sünnet, sahâbî ve tabiîlerin fetvalarının geniş çapta ele alınması ve toplanmış olmasıdır. Daha sonra birçok fetvalar, bunların üzerine bina edilmiştir. Zira bunlar, müctehidler için bir kaynak teşkil et¬miştir. Onlar, buna göre hüküm çıkarmışlar, kıyaslar yapmışlar ve yollarını tâyin etmişlerdir.
Sonra diğer deliller de çok verimli olmuştur. Özellikle masâlih ve zerâyi', ictihad için geniş bir kapı açmıştır. Bunun içindir ki Han¬belî mezhebinin fürû'u oldukça zenginleşmiştir. İstishâb babında da Hanbelî İmamları geniş çapta ictihadlar yapmışlardır. Bilhassa akid-lerle ilgili konularda en çok istishabdan istifade edilmiştir.
Fetvalara gelince; Hanbelîler' fetva verme (iftâ) şartlarını çok ağırlaştırmalardır. Buna göre fetva verecek kimsenin Kitab, Sünnet ilimlerinde, sahâbî-ve tabiîlerin fetvalarına vukufda, mezhebin usûl ve fürû' ilminde çok kudretli olması gerekir. Ayrıca müftinin idrâk edici bir akıl ve halis bir niyet sahibi olması, insanların hallerini ya-kinen bilmesi gerekir lş;c bu şartlan kendisinde' toplayan kimse, doğru ve insanların haline uygun, aynı zamanda usûlden aynlmak-sızın fetva verebilir.
Hanbeli mezhebi fakihlerınden çoğunun mutlak müctehid oldu¬ğu iddia edilmiştir. İbni Kayyım eî-Cevziyye şöyle der: «Hanbelî fa-kîhlerinden bir kısmı Ahmed b. Hanbel'in derecesine ulaşamamışsa da, mutlak (müstakil) ictihad mertebesine çıkmıştır. Bir kısmı da, bu dereceye yükselememişiır.Adı geçen müellif, Hanbelî faKînleri hakkında yine şöyle der : «Bir kimse bunların hallerini, fetvalarını ve tercihlerini incelerse, söyledikleri her konuda İmamlarını taklit etmediklerini, onlara muhalefet bile ettiklerini görür. Bu durum in¬kâr edilemiyecek kadar açıktır. Gerçi onlar arasında bu şekilde dav¬rananlar az veya çok olabilir.»
Fetva ve fer'i meselelerle uğraşan bilginlerin ilmi kudreti nisbe-tinde mezheb gelişmiş ve isabetli tahricler yapılmıştır.
Tahric yapan mezheb bilginlerine ve bunların mezhebi geliştir¬medeki hizmetlerine gelince; bunlar, mezhebi esaslı bir şekilde ter¬tip etmişler, fetva ve fer'î meseleler üzerindeki çalışmalarını bir dü¬zene bağlamışlardır. Onlara göre fetva ve kaviller üç kısma ay¬rılır :
1 — Rivayetler: Bunlar, Âhmed b. Hanbel'e nisbet edilen şey¬ler olup hükümleri açıktır. Tahriç yapan mezheb bilginleri, bu ri¬vayetleri esas olarak almışlar, kendi çalışmalarını bunların üzerine bina etmişler, birçok fer'î mes'eleleri ortaya koymuşlar ve tahriçler-de bulunmuşlardır.
2 — Tenbihler: Bunlar, açık ifadelerle Ahmed b. Hanbel'e nis¬bet edilmeyen kaviller olup İmamın görüşünün ne olduğu, onun bir hükmü gösteren herhangi bir hadîsi söylemesi, bu hadîsin «Hasen» olduğunu açıklaması veya bir ifade ile o hadisi kuvvetlendirmesi gi¬bi herhangi bir ibarenin işaret ettiği tenbih yoluyla anlaşılır. îşte bu tenbihler, mezhebde ayrı ayrı birer kavil (söz görüş) olarak benimsenmiş ve üzerine yeni mes'eleler bina edilmiş; bilginler de fıkhî istinbat kudretlerine ve sahâbî, tabiî ve diğerlerinden rivayet edilen fetvalar hakkındaki bilgilerine göre tahriclerde bulunmuş¬lardır.
3 — Vecihler: Bunlar ne nass, ne tenbih, ne de işaret ile İmama ait kavillerdir. Bunlar, mezhebde müctehid olanlarla tahriç yapan¬ların sözleridir. İtfa rütbesine ulaşan fakîhlerin bütün ictihadları mezhebe nisbet edilir ve mezheb'de bir vecih sayılır. îmanım bu ko¬nuda, ibare (ifade) veya işaretle bir görüşü vârid olmadığı halde, ba-zan bunlar ona nisbet edilir. En doğrusu, bunların mezhebe ait ka¬viller olması ve İmama nisbet edilmemesidir.
Bu bilginler, kıyasla ilgili mes'elelerde İmama muhalefeti caiz görmüşlerdir. Böylece înıama nisbet edilmese dahi mezhebde diğer bir kısım vecihler meydana gelmiştir.
Hanbelî mezhebindeki tahric ehlinin bu mezhebe hizmet husu¬sunda büyük gayretleri olmuştur. Belki bu gayretlerin en büyüğü, mezhebin fer'i ve dağınık mes'eleleri için küllî kaideleri ortaya koy¬muş olmalarıdır. Onlar, muhtelif bölümlerde dağmık bir şekilde yer alan mes'eleleri ve çeşitli bablarda belirtilen birbirine yakın hüküm¬leri tesbit etmişler, sonra bunları biraraya toplamışlar, hüküm ve illeti aynı olan mes'eleleri küllî kaidelere bağlamışlardır. Böyle bir gurup teşkil eden fıkhî konular, mes'eleleri biraraya toplayan kai¬delerin doğmasını sağlamıştır.
Bu kaideler, mezhebin umumî hükümlerinin kavranılmasını ko¬laylaştırmış, fürû'u öğrenmek için bir kapı olmuş, mezhebin mantık ve yönelişleri hakkında açık örnekler vermiştir.
Bu kaidelerle ilgili çeşitli kitaplar telif edilmiştir. Misâl olarak Necmeddin et-Tûfî (öl. 717 H.)'nin «el-Kavâid es-Bûğrâ»sını, İbni Receb [116] (Tin «el-Kavâid el-Kübrâ»smı ve Îbnuh'l-Lahham diye bilmen Alâuddîn b. Muhammed b. Abbas (öl. 803 H.)'in «el-Kavâid»ini zikredebiliriz. [117]

Mezhebin Yayılışı

Hanbeli mezhebi'nin fakîhleri çok güçlü olduğu halde bu mez¬heb; fakihlerin bu güçleri, istinbat imkânları ve ehline geniş ictihad hürriyeti tanımaları ile mütenasip bir şekilde yayılmamıştır. Halktan bu mezhebe bağlı olanlar azınlıkta kalmışlardır. Hatta hiç¬bir İslâm ülkesinde çoğunluğu teşkil edememişlerdir. Fakat Saud [118] ailesi Hicaz bölgesine hâkim olduktan sonra Arabistan yarımadasın¬da Hanbeli mezhebi oldukça kuvvetlenmiştir.
Hanbelî mezhebi'nin böyle az yayılışının sebebi ne olabilir? Bu soruya cevap vermek için mezheb'in yayılışını yavaşlatan şu birkaç sebebi açıklamak gerekir:
1 — Hanbeli mezhebi ortaya çıktığı zaman, kendisinden önce teşekkül eden üç mezheb, İslâm ülkelerindeki büyük şehirlerde ya¬yılmış bulunuyordu. Meselâ; Irak'da Hanefî mezhebi, Mısır'da Şa¬fiî ve Mâliki mezhebi, Endülüs ve Mağrib'de yine Mâliki mezhebi hâkim durumda idi.
2 — Kadılardan Hanbeli mezhebine mensup olanlar yoktu. Hal¬buki kadılar, bağlı oldukları mezhebi yayıyorlardı. Meselâ, Ebû Yû¬suf ve ondan sonra Muhammed b. el-Hasen, Irak mezhebini ve bil¬hassa Ebû Hanîfe'nin görüşlerini neşretmişlerdir. Mağrib'de Esed b. el-Furât [119] Mâlikî mezhebini neşretmiştir. Ayrıca Endülüs Emevî Devleti de Mâlikî mezhebini neşretmekte büyük bir âmil olmuş¬tur. Hanbeli mezhebi, son zamanlarda böyle bir imkâna, ancak Ara¬bistan yarımadasında kavuşmuştur.
3 — Hanbelîler çok şiddetli ve mutaassıb idiler. Başkalarıyla olan birçok ihtilâflarında hüccet ve delile değil, daha çok fiile baş¬vuruyorlardı. Kuvvetleri arttıkça «Emri bi'1-ma'ruf ve nehyî nail-münker» Cîyiliği emr, kötülüğü yasak etme) adına insanlara baskı yapıyorlardı. Bu konuda, İbnu'l-Esîr'in «el-KâmiMnde yazmış oldu¬ğu şu satırları okumak kâfidir:
«323 H. yılında Hanbeliler işi büyütmüştü. Kuvvetleri artmıştı. Evlere ve halka hücum ediyorlardı. Buldukları içkileri döküyorlar, şarkıcıları dövüyorlar ve çalgı âletlerini kırıyorlardı. Alım-satım işlerine karışıyorlar,; erkeklerin kadın ve çocuklarla birlikte gitmesine mâni oluyorlardı. Gidenleri gördüklerinde: yanınızdaki kim¬dir? diye soruyorlardı. Kim olduğunu haber vermeyenleri dövüyor¬lar, emniyet müdürüne (Sahibu'ş-Şurta'ya) götürüyorlar ve bu fa¬hişedir, diye onun aleyhinde şahitlik ediyorlardı. Böylece Bağdad'ı birbirine katıyorlardı...»
Hanbelîlerin bu gibi davranışları yüzünden, insanlar bu mez-hebden ürkmüşlerdir. Dolayısıyla Hanbelî mezhebi, fazla bir men¬sup bulamamıştır.
İşleri hikmet ve tedbiri ile yürüten, Yüce Allah'dır. [120]

[108] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/426-427.
[109] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/428.
[110] Asıl adı, Ahmed b. Muhammed b. Hâni'dir. Çeviren.
[111] Tam adı, Abdulmeük b. AbdoDıamid b. Mihran'dır. Çeviren.
[112] Asıl adı, Ahmed b. Muhammed b. el-Haccâc'dır. Çeviren.
[113] Tam adı, Harb b. İsmail el-Hanzali b-Kirmânî'dir. Çeviren.
[114] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/428-429.
[115] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/430.
[116] Adı, Abdurrahman b. Âhmed'dîr (Öl. 795 H.). Çeviren.
[117] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/430-433.
[118] Bu isim, Türkçemizde «Suud» şeklinde söylenmektedir. Çeviren.
[119] Esed b. el-Furât, bir ara Hanefi mezhebini benimsemiş ve Mağrib'de bu mezhebi yaymaya çalışmıştır. Çeviren.
[120] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/433-434.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hanbelî Mezhebinin Gelişmesi Ve Yayılışı [109]
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Karmaşık Sayılar ve Polinomlar
» OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: Mezheplerimiz Ve Fıkıh Kaynakları :: Hanefi Mezhebi :: Şafii Mezhebi :: Maliki Mezhebi :: Hanbeli Mezhebi-
Buraya geçin: