buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 Şahsiyet Ve Karakteri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gespenst

avatar

Mesaj Sayısı : 588
Kayıt tarihi : 24/06/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: Şahsiyet Ve Karakteri   Paz Haz. 27, 2010 10:39 am

Şahsiyet Ve Karakteri

Ahmed b. Hanbel'in hayatını anlatırken sıfatlarının da bir kıs¬mını kısaca belirtmiş olduk. Fakat burada, onun sıfatlarını daha ge¬niş bir şekilde ele alacağız ve kısaca işaret etmekle yetinmeyeceğiz.
Ahmed b. Hanbel'in sıfatlarının bir kısmı Allah vergisidir. Bir kısmını da O, ruhî eğitim ve öğretimi sayesinde kazanmıştır. Biz bu¬rada her iki kısma dâhil olan sıfatlarım anlatmaya çalışacağız. [51]

1- Hafızası

Ahmed b. Hanbel'in sıfatlarının başında kuvvetli bir hafızaya sahip oluşu gelir. Bu, bütün muhaddislerde ve özel olarak İmamlık mertebesine ulaşanlarda mevcut olan bir sıfattır. Bu sıfat, aynı za¬manda her türlü ilim için esas teşkil eder. îlim sahibinin mutlaka hafızaya dayanan bir kısım konularla uğraşması gerekir. O, bunla¬rı hafızasına yerleştirir ve başka şeyleri bunlar üzerine bina eder; yeni hüküm ve görüşlerini açıklarken bunlara dayanır. Yeni ve es¬ki psikolo)i, zekâ ölçüsünün hafıza ve gerektiği zaman malûmatı açığa çıkaran hazırcevaplılık olduğunu kabul eder. Ahmed b. Hanbel'e, Allah, bu sıfatlardan bol bir nasip vermiştir. Bu konuda bir¬birini teyid eden birçok rivayet vardır.
Çağdaşları onun kuvvetli bir hafızaya sahip olduğuna şahitlik ederler ve onu aralarında en büyük hafıza sahibi bir kimse sayar¬lardı. Ebû Zur'a'ya; «Muhaddis ve üstadlar arasında hafızası en kuv¬vetli olan kimdir?» diye sorulmuş, O da; «Ahmed b. Hanbel'dir.» de¬miştir.
Ahmed b. Hanbel, Uz. Peygamber'in hadîs-i şeriflerini, sahâ-bîlerle tabiîlerin söz ve fetvalarını hıfzetmiştir. Aynı zamanda O, bu hıfzettiği şeyleri tam manasıyla anlıyor ve bu anlayışına daya¬narak hükümler istibat ediyordu. îşte O, çağındaki diğer muhaddislerden bu özelliği ile ayrılıyordu. Diğer muhaddisler sadece rivayet¬le iktifa ediyorlar; fıkıh, dirayet ve istinbatı fakîhlere bırakıyorlar¬dı. Ahmed b. Hanbel ise, büyük bir râvî olduğu gibi, sünnet fıkhına da önem veriyordu. Çağdaşı ve bâzı seyahatlarında kendisinden ay¬rılmayan arkadaşı îshak b. Rahuye bu konuda şöyle der: «Irak'ta Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Maîn ve diğer arkadaşlarımızla bir ara¬da bulunur ve hadîs müzakere ederdik. Ben: Bundan murat nedir? Bunun tefsiri ve fıkhi yönü nedir? diye sorardım. Ancak, Ahmed b. Hanbel hariç, herkes susardı.» Yine bu konuda talebesi İbrahim el-Harbi [52] şöyle der: Benzeri görülmemiş üç kişiye ulaştım: Ebû Ubuyd el-Kâsım b. Sellâm'ı gördüm, onu ancak canlı bir dağa penze-tebilirim. Bişr b. el-Hâris'i gördüm, onu da başından tırnağına kadar akıl ile yoğurulmuş bir kimseye benzetebilirim. Ahmed b. Hanbel'i gördüm; Allah sanki, öncekilerin ve sonrakilerin ilmini onda topla¬mıştır. O dilediğini söyler, dilemediğini de söylemezdi.» [53]

2- Sabır Ve Tahammülü

Ahmed b. Hanbel'in en büyük ve adını her tarafa yayan sıfatı, sabır ve tahammülüdür. Bu sıfat, yüksek bir seciyenin mahsulüdür. Bu sıfatın esasını irade gücü, gerçek azim ve büyük bîr himmet sa¬hibi olmak teşkil eder. Beden ne kadar yorulursa yorulsun, bu sıfa¬ta sahip olanlar yılmak bilmezler. Ahmed b. Hanbel, kendisinde ah¬lâkî bir mizaç haline gelen bu sıfatı ile fakirlikle cömertliği, iffetle izzeti, büyüklükle müsamahakârlığı ve işkenceye tahammül etmeyi birleştirmiştir. O, bu sıfatı sayesinde hadîs tahsili için seyahatlar yapmış ve bu seyahatleri sırasında karşılaştığı meşakkatlere göğüs germiştir. Yine bu sıfatı sayesinde O, hediye ve ihsanları almaya ta¬hammül edememiş, hammalhk ve dokumacılık yapmaya razı olmuş¬tur. Keza, onu, akarının geliri yetmediği zaman ekmeğini çıkarmak için bâzı sanatları öğrenmeye sevkeden bu sıfatıdır.
İşte 28 ay gibi bir zaman içerisinde mâruz kaldığı büyük fela¬kete, şiddetli kırbaçlara ve cehennem gibi zindanlara tahammül et¬mesini sağlayan, yine bu sıfatıdır. Keza, Onu, hemen heme'n Halîfe el-Vâsık'ın iktidarı boyunca insanlardan ayrı kalmaya, hadis rivayetinden ve dinî mes'eleleri açıklamaktan mahrum bırakılmaya ta¬hammül ettiren bu sıfatıdır.
Burada söylemeliyiz ki, Ahmed b. Hanbel'in sabrı, sabr-ı cemil (güzel sabır) [54] nev'indendir. Bu da inlemeden, feryad etmeden ve şikâyette bulunmadan yapılan bir sabırdır. O, öyle sağlam bir kal¬be sahipti ki hiçbir şey onu korkutamazdı. Rivayet edildiğine göre Ahmed b. Hanbel, mihnet günlerinde Halîfenin huzuruna getirilmiş ve sorguya çekiliyordu. İstedikleri gibi konuşup kendisini kurtarmu sı için tehdit ettiler ve gözlerinin önünde onu korkutmak için iki ki¬şinin boynunu vurdular. Fakat O, bu korkunç manzara karşısında iken gözleri Şafiî'nin bir talebesine ilişmiş ve ona: «Mest üzerine meshetmek hususunda İmam Şafiî'den hatırında bir şey var mıdır?» diye sormuştur. Ahmed b. Hanbel'in bu soğukkanlılığı orada hazır bulunanları dehşete düşürmüş ve onları kendisinin böylesine sağ¬lam bir kalbe sahip oluşuna hayran bırakmıştır. Hattâ onun en azı¬lı düşmanı olan Ahmed b. Ebî Düâd; «Şu adama bakınız ki, boynu kesilmek üzereyken bile fıkıh mes'elelerini münakaşa ediyor!» demiştir. [55]
Buradaki sır şudur: Ahmed b. Hanbel, yalnız Allah'ın yüceliğini tanımış ve yalnız O'na güvenmiştir. O'nun elinde olanlara bakmış, insanların elinde olanlara bakmamış ve Ö'ndan başkasının azameti¬ni duymamıştır. Böylece o, kendisine işkence edenlerin seviyesine inmemiş, şiddet ve baskıları küçümsemiş, hayatı ve dünya zevkleri¬ni hiçe saymış, az bir dünya malı ile kanaat etmiş, fakat Allah için çok amel ile dahi yetinmemiştir.
Ahmed b. Hanbel, halîfe ve avenelerinin seviyesinden çok yük¬sek bir seviyede olduğundan, onlara Allah'ın yanında hiçbir değer vermemiştir. Allah'ın yüceliğini tanıdığı için insanlara karşı nıüter vâzı davranmış ve onların kusurlarına bakmamıştır. Çünkü Allah'-dan başkasının yüceliğine inananlar kaba ve kibirli olurlar. Allah'¬ın yüceliğini tanıyanlar ise nâzik ve çok affedici olurlar. Ahmed b. Hanbel, Peygamber (S.A)'den rivayet ettiği şeyleri iyi kavrar ve onlarla amel ederdi. O, Uz. Peygamber'den şu hadîs-i şerifi rivayet etmiş ve bunu nefsinde uygulamıştır: «Sadaka malı azaltmaz, kul affetmekle ancak şerefini artırır, Allah için tevazu' göstereni Allah yükseltir.» [56]

3- Nezâheti

Kelimenin en geniş manasıyla Ahmed b. Hanbel, nezâhet sıfa¬tına sahipti. O, ruh bakımından nezihti; ister az ister çok olsun, baş¬kasının malını asla almazdı. İffetli idi, nefsine ve şehvetine boyun eğmezdi. îmanı yönünden de nezihdi; O, Allah'dan başka kimsenin hâkimiyetini tanımamıştır. Düşüncesinde de,nezihdi. Selef-i Salih'in tartışma konusu etmediği bir mes'eleyi O da tartışma konusu yap¬mamıştır. O, ifadesinde de nezih idi; inanmadığı şeyi söylemek is¬temezdi. Bu uğurda şiddet ve baskılara göğüs germiştir. Fıkhında da nezihti; bu yüzden kendisine, aralarında ihtilâf bulunan sahâbîlerin görüşlerini karşılaştırmak için müsaade etmemiştir. Sahâbîle-rin her birinin görüşünü müstakil bir görüş olarak kabul etmiştir. Ahmed b. Hanbel, tabiîlere karşı da aynı tutumu göstermiştir.
Bu nezaheti, Ahmed b. Hanbel'i, helâl olan bâzı şeyleri terket-meye kadar götürmüştür. Bu sebepten O, ne arkadaşının, ne de ha¬lifenin hediye ve ihsanını almıştır. Halbuki oğullarından birine, halîfenin verdiği mal ile hacca gitmenin caiz olduğunu, fakat ken¬disinin bunu ruhi bakımdan bir nezahet mes'elesi saydığı için kabul
etmediğini açıklamıştır.
Ahmed b. Hanbel'in zühd ve nezaheti, hayatın güzel nimetlerin¬den mahrum olmak değildir. Ancak helâl olan şeyleri araştırmak esasına dayanıyordu. O, güzel ve helâl olan nimetlerden istifade ederdi. Fakat, az dahi olsa, şüpheli şeylerden kaçınırdı. Ahmed b. Hanbel'e göre kalbleri yumuşatan ve nefsi olgunlaştıran zühd, sek¬siz ve şüphesiz helâl olan şeylerden kaçınmak değildir, ancak zühd, seksiz şüphesiz helâl olan şeyi taiebetmek hususunda titizlik gös¬termektir.
Bu konuda rivayet edildiğine göre Ebû Hafs Ömer b. Salih et-Tarsusî şöyle demiştir: «Ebû Abdülah CAhmed b. Hanbel)'a gittim ve ona: Kalbler ne ile yumuşar? diye sordum. Talebelerine baktı, sonra başını bir müddet eğdi ve şöyle dedi: Helâl yemekle yavrucu¬ğum. Ebû Nasr Bişr b. el-Hâris'e uğradım ve ona: Ey Ebû Nasr, kalb¬ler ne ile yumuşar? dedim: «Biliniz ki kalbler, ancak Allah'ın zikri ile hUzura kavuşur.» [57] dedi. Ben de Ebu Abdillah'ın yanından geli¬yorum, dedim. Bunun üzerine: Ebu Âbdillah sana ne dedi? diye sor¬du. Helâl yemekle, dedi diye cevap verdim. Ebu Nasr da; O, işin esa¬sım söylemiştir, dedi. Abdul-Vahhâb b. Ebil-Hasen'e geldim ve: Kalb¬ler ne ile yumuşar? diye sordum. O da; «Biliniz ki kalbler, ancak Al¬lah'ın" zikri ile hUzura kavuşur.» [58] dedi. Ben de: Ebu Abdillah'm yanından geldim, deyince sevinçten yanakları kızardı ve: Ebu Abdil-lah (Ahmed b. Hanbel) ne dedi? diye sordu. Ben de: Helâl yemekle, dedi, diye cevap verdim. O da: Ebu Abdülah sana işin cevherini ver¬miştir, dedi ve: Asıl olan onun dediği gibidir, asıl olan onun dediği gibidir, diye ilâve etti.»
Rahmetli, her türlü şüpheden uzak olan helâl rızk ile iktifa et¬meyi şeref mertebelerinin en üstünü sayardı. Bu mertebeye ancak azimli insanlar ulaşabilirler. Ahmed b. Hanbel'e göre insan için ha¬kiki güç, beden gücü değil, nefse hâkim olmak, onu helâl ve temiz rızk ile iktifaya sevketmektir. Kendisine bir defasında: Yiğitlik ne¬dir? diye sorulduğunda: «Yiğitlik, nefsinin arzu ettiği şeyi korktu¬ğun şey için terketmendir.» dedi.
Temiz ve helâl rızkla iktifa etmek, Allah'ın: «Ey îman eden¬ler, Allah'ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın.» [59] âyet-i kerîmesinde nehyetmiş olduğu mutlak mahrumiyetle, Allah'¬ın mubah kıldığı şeyleri tecâvüzü veya haram olan şeylere dalma¬ya sebebiyet veren ve yapılmasında ruhî meşakkat bulunan mutlak başıboşluk arasında bir mertebedir. Çünkü nefis, faydalanmak için dâimi bir arzu içindedir. Ya mahrum edilmek suretiyle onun bu ar¬zusu kırılmış olur veya isteği yerine getirilmek suretiyle harama düşmüş olur. Sapmaksızm sağlamca bu iki noktanın ortasında du¬rabilmek, ruh kuvvetine ve nefse hâkim olmaya muhtaçtır. [60]

4- İhlâsı

Ahmed b. Hanbel'in en bariz sıfatlarından biri de ihlâsıdır. Bü¬tün büyük İmamlar, bu sıfatla imtiyaz etmişlerdir. Allah u Teâlâ, Kitab ve Sünnet ilmini tahsilde îmam Ahmed b. Hanbel'e ihlâs bakı¬mından büyük bir nasip vermiştir. Nefsi arzular, tahsil sırasında ona musallat olmamıştır. Tahsilinde selef-i Salih'in yoluna uymayan hiçbir şeyi ortaya, atmak istememiştir. Çünkü, bu ilim din ilmidir. Herhangi bir bid'atçılığa değil, bu ilme uymak zarurîdir. O, bu il¬mi mevki' ve şöhret elde etmek için tahsil etmemiştir. Rahmetli şöy¬le derdi : «Bilinmemek için Mekke'ye gitmek ve kendimi oranın mahal¬lelerinden birine atmak istiyorum.» Ahmed b. Hanbel, adı sam unu¬tulmuş olan âlimlere imrenir ve: «Adını Allah'ın unutturduğu kim¬selere ne mutlu!» derdi. Ahmed b. Hanbel, müttakilikle öğünmenin takvayı eksilteceğine inanırdı. Yahya h. Maîn şöyle der: «Ahmed b. Hanbel'in emsaline raslamadım. Onunla beş yıl arkadaşlık ettim. O, salâh ve hayır ile bize asla öğünmedi.» [61]
Ahmed b. Hanbel'in en çok nefret ettiği şey riyadır. O, ne amel¬de, ne ibâdette ve ne de ilim tahsilinde riyakârlık etmiştir. Dâima riyayı menederdi. Hattâ âlim veya talebenin ilim aletlerini yanında taşımasını riya sayar ve : hokka ve kalemi göstermek de riyadır, der¬di. Bunun için kendisi onları göstermezdi.
O, —Allah kendisinden razı olsun— Allah'ın Kitabı, Resûlullâh'ın Sünneti ve selef-i sâlih'in yolundan ayrılmamak için uğradığı şeyleri azımsard.'Dînî vicdanının kuvveti sayesinde O, dînîni koru¬mak uğruna karşılaştığı felâketleri de çok görmezdi. Çünkü nefs-i' levvâme, sahibini kusur işlemekle suçlar ve ibâdetle şımarmasını önler. [62]

5- Heybeti

Ahmed b. Hanbel'in önemli sıfatlarından biri de heybetidir. Bu sıfat, onun söz ve rivayetinin ruhlar üzerindeki tesirini artırmıştır. Heybet sıfatının yanında ona mutlak bir surette itimat edilirdi. O, heybetli idi. Asla korkak değildi. Emniyet mensupları onun evinin yanından geçerlerken korkarlardı. Rivayete göre Ahmed b. Hanbel'¬in kapısında gece beklemekle görevlendirilen bir polis (şurtî) onu çağırmak için gitmiş, fakat kapısını vurmaktan korktuğu için amca¬sının kapısını çalmayı tercih etmiş ve kendisini böyle heybetli bir şahısla karşılaşmaya alıştırdıktan sonra bu kapıdan Ahmed b. Han¬bel'in yanma varabilmiştir.
Ahmed b. Hanbel'in, talebeleri üzerindeki heybeti, onlarla faz¬la ülfet etmesine rağmen çok büyüktü. Bir talebesi bu konuda şöy¬le demiştir: Ahrned b. Hanbel'i bir şeyden dolayı reddetmekten ve¬ya herhangi bir şey üzerinde onunla tartışmaktan korkardık.» Baş¬ka bir talebesi de şöyle demiştir: «Ahmed b. Hanbel'den daha heybeyli birini görmedim. Bir şey söylemek için yanına gitmiştim, Onu görünce heybetinden beni bir titreme aldı.»
Ahmed b. Hanbel'in halleri onun bu heybetini artırmakta ve ruhlar üzerindeki tesirini kuvvetlendirmekte idi. O, her zaman ciddî idi. Alay ve şaka etmezdi. Hattâ O, ciddî olmak gereken bir yerde şaka etmenin, akıl kıtlığından veya dînî vicdanın uyuşukluğundan ileri geldiğini söylerdi. Ahmed b. Hanbel'in meclisinde ne boş lâf, ne de kötü söz bulunurdu. O, ya Kur'ân ve Sünnet ilminden bahseder¬di, ya da susardı. Heybet ve vakarı; boş laf, lüzumsUz yere çok mü¬nakaşa etmek kadar hiçbir şey azaltmaz. Ahmed b. Hanbel, bunla¬rın hepsinden Uzak durmuş, kalb ve dilini bunlardan korumuştur. [63]

6- İyî Muaşereti

Ahmed b. Hanbel, böylesine heybetli olmakla beraber aynı za¬manda iyi muaşeret sahibi idi. Katı kalbli değildi. Geniş ruhlu, gü¬leç yüzlü, yumuşak huylu ve büyük bir haya sahibi1 idi. Allah'dan hakkıyla haya eder, münafıklık ve riyakârlık bilmezdi. İnsanlardan da haya ettiği için onlara emir vermez ve büyüklük satmazdı. Bir çağdaşı şöyle der: «Ahmed b. Hanbel'in çağında gördüklerim ara¬sında ondan daha dindar, daha müttakî, daha nefsine hâkim, daha fakîh, daha edepli, daha ahlâklı, daha sebatlı, daha iyi muaşeretli ve gösterİşten daha Uzak hiçbir kimse görmedim.»
İşte Ahmed b. Hanbel'in ahlâk ve sıfatları bunlardır. Onun şah¬siyet ve karakteri Peygamber'in Sünnetinin gölgesinde teşekkül et¬miştir. O, Resûlullâh'm Sünnetine tam olarak uymuş, O'nu kendisi¬ne örnek edinmiştir. Peygamber (S.A) 'in ahlâkını iyice öğrenmiş, hiçbir riyaya kapılmaksızm veya insanı silikleştiren şöhret peşine düşmeksizin nefsini bu yönden sımsıkı kontrol altına almıştır. Dolayısıyla Ahmed b. Hanbel, hem sözünde, hem de işinde. mütevazı davranırdı, büyük bir haya sahibi idi. Yalnız Allah'a itaat ederdi. Hakka sarılırdı. Sadece yüce ve sonsUz Kudret sahibi olan Allah'a gü¬venirdi. [64]
[51] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/396.
[52] Bu zat, İbrahim b. îshak el-Harbî'dir (51. 385 H.) Ahmed b. Hanbel'den rivayetlerde bulunmuştur. Birçok eserleri arasmda «Garibul-Hadîs» adlı eseri meşhurdur. Çeviren.
[53] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/396-397.
[54] Kur'an-ı Kerîm'de, Uz. Yakub'un kaybolan oğlu Yusuf için ettiği sabır, sabr-ı cemîl diye vasıflandırılır. Çeviren.
[55] Hüyetul-Evüyâ', c. IX. s. 186.
[56] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/397-398.
[57] Ra'd, 28.
[58] Aynı sure ve aynı ayet.
[59] Mâide, 87.
[60] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/399-400.
[61] Hılyetu'I-Evliyâ', c. IX, s. 181.
[62] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/400-401.
[63] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/401-402.
[64] İslam’da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/402
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Şahsiyet Ve Karakteri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: Mezheplerimiz Ve Fıkıh Kaynakları :: Hanefi Mezhebi :: Şafii Mezhebi :: Maliki Mezhebi :: Hanbeli Mezhebi-
Buraya geçin: