buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 Şeyh Ahmed El Haznevi K.s.'nin Suriye Cumhurbaşakanına Yazdığı Mektup

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
perverde

avatar

Mesaj Sayısı : 131
Kayıt tarihi : 01/07/10
Yaş : 36
Nerden : Kocaeli/İzmit

MesajKonu: Şeyh Ahmed El Haznevi K.s.'nin Suriye Cumhurbaşakanına Yazdığı Mektup   Ptsi Ağus. 23, 2010 2:59 am

ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM

Bütün hamdler, kapısında bütün azizler, zilletle korkak bulunan ve saltanatına, bütün reisler boyun eğip mütevazi bütün vezirler kendisine itât edip, emirlerirü dinleyen, sultan ve milleti kendisine rüku ve secde eden, hepsini ölümle yok edip sonra kıyamet günü onları toplayan, Allah’a mahsustur. Salat ü selam, halkı doğru ve dürüst dine davet eden Resulüne, (Sallallahü aleyhi ve sellem) dostuna, halkı doğru yola hidayet eden alinin ve ashabının üzerine olsun!
Bundan sonra, bu mektüb, Rabbinin kölesi, Nakşibendi taritkatına mensub Ahmed’den, azametli, hammiyet ve namuslu, övülen, ahlâk sahibi, ulu kişi Suriye reisi cumhurunadır. Allah, onu ve bizleri doğru yol uzerinde bulundursun; kendisini ve ev halkını ahiret ile kötü dünya afetlerinden korusun! Sena ve en çok selamları layık olan hürmetleri arz ettikten, ahvalinizi sual edip gece, gündüzlerin devamıyla selametinize ve ba.şarınıza dua hediye ettikten, sonra cenabınıza şunu arz ederiz ki, şahsi maksadlar için değil, sırf mıntıkamıza teşrifinizin sevinci dolayısıyla köyümüz olan Hızna’dan Kamışlıya geldik. Zira evimizden çıkmak âde¬timiz değildir. Hele şehire ve hükümet kapılarına aslL.. Nitekim bu durumumuzu bütün El-Cezire ve mahalli hükümet de bilir. Kamışlıya gelirken, tenha bir yerde sizinle, makamınıza münasip, halkın din ve dünyalarma faydalı bir kaç kelime konuşmaâk istedik. Ancak maalesef boş vaktiniz olmadığı ve halkın izdihamından, görüşmemize müsaade etmediğin için mümkün olmadı. Işte, size ‘karşı olan sevgi ve halka olan şef¬kat ve merhamet maksadıyla söylemek istediklerim sözleri sizlere yazıyla gönderdim. Kelimesi kelirnesine okuyup münderecatı ile amel ederek kabul mahalline vâki olunması rica olunur. Çünkü kabulde ehilsiniz.
Ey kardeş! Bil ki reis, milletin yanında bedendeki kalb gibidir. Kalb, sağlam ise, beden dahi sağlam olur. Bozuksa, beden de bozuk olduğu gibi, başkanın salah milletin salahına, bozuk ve çürüklüğü, bozuk ve çürük olmalarına sebebdir. Peygamber (Aleyhisselam)

«Dikkat ediniz ki, bedende bir et parçası vardır. 0 salâhda olursa, hidayetle müuevver olursa, bütüu vticüd salah olur. Eğer o bozuk olursa, bütün vucüd da bozulur. Dikkat et! o et parçası kalbdir.» ( *)
diye buyurdu.
Öyle ise, vazifeniz için, bir cihetten. sevinmen, diğer bir cihetten korkman lâyıktır. Sevinç ciheti, Allah seni bu millete hükümdar eylediği nimetin sevincidir. Hatta size bu ni’meti veren Allah’m muhabhetine, bu ni’metten daha fazla sevinmeniz lâzmıdır. Çünkü, ancak aziz ve yüce Allah muhabbete lâyıktır. Bu ni’metin devam etmesi ve nâil olmaması için yüce Allah’a şükretmeniz vâcibdir. Allahü teâla:
«And olsun, eğer şükrederseniz, elbette size ni’metimi arttırırım. ( *)buyurmuştur.
Ni’mete karşı şükretıneyen kimse ,o nimetin zevâline kasd etmiş olur. Şükreden kimse, onu kösteği ile bağlar. Zira şükr, mevcud ni’metimi kaydı (kösteği), mevcud olmayan şey’in avlamasıdır. Allah’ım! Ni’metinin zevalinden sana sığmyoruın. Şüıkretmek, Allah tarafından emin olunan bütün şeylerin yapılmasından, nehiy olunan bütün şeylerden sakınılmasından, yaratılan bütün organların yaratildikları taat ve ibadetâ te kullanılmasından, bu ni’met, yüce Allah’tan olduğu biliımıesinden ibarettir. Bir kimse, böyle yapmakla beraber yine hakkıyla şükr etmemiş olur.
Şükrün vücübu, verilen ni’metin miktarına göre olduğu da bilnmektedir. insana, ne kadar nimet çok gelse, şükrün vücübu, ondan daha ziyadeleşir ve daha çoğalır. Binaenaleyh, muhtelif maddi sınıflara göre fakirlere nisbeten zenginlerin üzerine, şükrün vücübu kat kattır.
Vazifenizin korkulu ciheti ise, bu milletin diuı ve dünya işlerinden sorumlu olduğundan sırtınıza gelen bu ağır vazifenin yüküdür. Bu ağı görev yükünü hakkıyla yapıp yapmıyacağuu düşünmemelisin ve bunu iki kanad ile yapabilirsin ki: Halk arasında adâleti icra etmek, ikincisi, Allah sübhânehü teâlanın emirlerine imtisal edip nehy eyledigi şeylerden kaçınmak suretiyle parlak islam şeriatına ınütabeat etmektir. Işte bu sorumluluk korkusundan Ömer bin Abdülaziz, hilâfeti zamanında, ne gece, ne gündüz yatmayıp, imameti zamanında cünüblükten yıkanmamıştı (Cinsi münasebette bulunmamıştır.)
İskender El-Zülkarneyn’e senin ne bir hazinen, ne de askeri kuvvetin olmadığı halde, dünyanın doğu ve batısına nasıl malik oldun? Diye sorulduğunda, adalet ve güzel şöhretle nail oldum, dedi.
Adaletsiz bir sultan ibadet eden bazı sofulardan sorar: Taatları en efdali nedir? Senin için günün ortasında yatmaktır ki, halk senin uykundan istifade ederek zulmünden rahat olsunlar.
Haccac bin Yüsüf zamanında, duası müstecab (kabul olunan) dervişin biri, Bağdad’a gelir, Haccac onu meclisine çağırıp ona, benim için hayır dua yapmanızı rica ederim, deyince derviş, Allah’ım! 0nun canını al, diye dua eder. Haccac bu ne biçim bir duadır der. Bu sana ve bütün müslümanlara iyi bir duadır, diye cevab verir. Hadis-i sahihte:
«Sizinle hesap görülmeden önce, nefsiuizle hesap görün!» diye rivâyet edilmiştir. «Kul dâuna kul, Rab da daima Rab’dır.» denilmiştir.
Ey reis kardeş! Dünya ve vatan korunmasma öneminiz olacağı kadardan daha ziyade din ve âhiret işine de önem vermeniz vâcibdir. Okul ve eğitime önem, vereceğuüz gibi, dini ilim ve medreselere daha çok önem vermeniz lâzımdır. Dünya büyüklerine hürmetiniz olduğu gibi, din alimlerine ve mürşidiere karşı hürmetiniz daha ziyade olması lâyıktır.
El-Cezire ahalisinin durmu ise, vaki olduğu şiddetli zulüm, hırsızlık, halkın mallarını çalan hırsızlar çoğalıp halkın mallarını çalmaları, bütün gece halk can ve mallarını korumak için, nöbet bekledikleri halde, haksız olarak halkı öldürdüklerinden dolayı din ve dünyalan yönünden hiç bir huzur yoktur. Bu hırsızlık ve öldürme hadiseleri El-Cezire mıntıkanızda, sayılamayacak kadar olup kahve ve çarşılarda pervasizce aşikar olarak içki içilmesi, halkın zararına, mallarının zararına, malları¬nın telef olmalarına hatta fakir düşmelerine sebeb olan, kumar oyunu vardır.
Kamışlı mescidinin maaşlı imâmı olmadiğm’dan, bir çok namaz vakitlerinde imâm yoktur. Şimdilik muva’kkat bir imâmı olup maaşsız olarak halk tarafından idâre edilmektedir. Fetva verecek şeriat ahkâkını icra etmek için bir müftüye çok ihtiyaç olduğu halde, müftü yoktur.
Müslim, Ebü Hüreyre’den. (Radıyallahü anh) şöyle bir hadis rivâyet eder:

«Muhakkak ki ,islâmiyet garib olarak başladı (yahud zuhür etti) ve başladığı yine gariblikle dönecektir. İşte, bahtiyarlık o garibler içindir.
(Ne mutlu o gariblere).» ( ) El-Cezire’den hattâ bütün Suriye ülkesinden bu kötü şeylerin inen edilmesi azametinizden rica olınıur. Peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sellem) hadisinde: «Hepiniz çoban (muhafızsınız) ve hepiniz de, idarenizde bulunanların hukukundan mes’ulsünüz.» diye rivâyet edilmiştir.
El-Cezire mıntıkasında olup âlim, belde ahâlisinin katında şerefli ve kabiliyetli bir müftünün tayin edilmesi ve cami imâmına maaş veril¬mesi rica olunur. Allah, sizlere en iyi sevablar versin! İmâmlığı, müftülük ve tedris görevlerini şahsımıza veya evlamıza taleb ettiğimiz zan edilmesin! Çünkü vazifelere girmek âdetimiz değildir. Allah’a hamdolsun! Bize yetecek kadar azığımız vardır. Hatta bizde dini bir medrese olup, otuz ile kırk arasında talebeler okur, meccânen Allah için yiyecek, içeceklerini kendimizden te’min ediyoruz. Bu davam, ancak din, halk ve müslüman âlimlerin menfâatları içindir. Kezâ, fakirlere, öksüz çocuklara, miskinlere ai’t bir tekkemiz, ilim talebelerine ve müridlere de bir zâ¬viye mevcüddur. Hepsinin yemekleri de bu fakire aittir. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerimde:

«Ama rabbinin sana verdiği ni’metini (insanlara) söyle, anlat!> ( *) buyurdu.
Baş vekil Lütfullah kardeşe, senâ ve selâmlar hediye eder, dünya ve ahirette başarısı için, dua ederiz. Allah, onu ve halkını âfetlerden koü yıl başında devletlilerinize bir iş için bir mektüb gönderdik. Fakat huzürunuzdan bir cevab alamadık. Geçen sene maksadımza ulaşıp istiklâlinizi kutlamak amacıyle size bir tel çektiğimle kıvanç duydum.
Sonra şu arz edilir ki, Bu gibi kelimelerin o cenâba yazılması gerçi fakirin haddi değilse de lâkin, Peygamberin (Sallâllahü aleyhi ve sellem), «din nasihattır» buyurduğu hadis-i şerifini düstür ederek, bu fakire ondan bir çok merhale ile ondan uzak olan kelimeleri söylemeye cesaret verdi. Kusurlu ise de (Arapça şiir) «Şerefli insanlarca afv etmek makbüldür. Bütün ayıblar afvın eteğiyle örtülür.» Bu mektübun münderecatı olan kelimelerin hakkı, altın suyu ile yazılıp akıllarda muhafaza edilerek, sabah, akşam vird edilip okunulmalı idi. Satırları uzadı. Fakat sizin gibilerin ma’lumu olduğu üzere, dost ve ahbâblara uzun uzun konuşma ve yazışmak, terbiye ve fesâhatı zedelemez.

Allah, Peygamberlere, onların, en üstünü ve Resüllerin sonuncusu olan Muhammed Bin Abdullah’a, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün ve sahâbelerine salat ü selam eylesin!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Şeyh Ahmed El Haznevi K.s.'nin Suriye Cumhurbaşakanına Yazdığı Mektup
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslam Ahlakı ve Tasavvuf :: Nakşibendi :: Mektubat-ı Rabbani :: Mektubat-ı Hazret-
Buraya geçin: