buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 KALPLE NEFİS ARASINDAKİ İNCE FARK

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gespenst

avatar

Mesaj Sayısı : 588
Kayıt tarihi : 24/06/10
Nerden : ANKARA

MesajKonu: KALPLE NEFİS ARASINDAKİ İNCE FARK   Perş. Haz. 24, 2010 11:07 am

KALPLE NEFİS ARASINDAKİ İNCE FARK
"Allah şüphesiz Allah yolunda savaşarak öldüren ve öldürülen müminlerin nefislerini ve mallarını cennete karşılık satın almıştır"50 âyetinde "kalbin" değil de "nefsin" satın alınması dikkati şayandır. Zira kalp yaratılmış olan hiçbir şeye köle olmaz. Mevcudattan hiçbir şey onu çalamaz. Çünkü kalp Hak'tan gayrisiyle ünsiyet kurmaz, Allah'ın zikrinden başka birşeyle tat- min olmaz.
49 İsrâ 17/13-14.
50 Tevbe 9/111.

Kalp bu konumu itibariyle alınıp satılamayan, Allah'tan başkasına boyun eğmeyen hür bir kimseye benzer. Nefis ise böyle değildir. O, şehvanî şeylerle tatmin olur. Zevk ve lezzetlere olan meyli sebebiyle onların esiri olur. Esirin ise alım-satımı caizdir. Bu anlatılanlar şeriat kabının zahirinden taşan birkaç damla, zahirî ilmin bazı kırıntılarıdır. Bilindiği üzere, sözün akışı vaktine göredir. Sen arındığın zaman sözün de arınır, sen bu-landığın an o da bulanır. Nefis ve kalp meselesine şu şekilde de yaklaşılabilir: Kalp halkla değil Hak'la; nefis ise Hak'la değil halkla meşgul olduğu için, kalp yerine nefis satın alınmıştır. Nefis kötü sıfatlar ve bayağı hasletler üzere yaratılmış olduğu için âfet bölgesi, muhalefet yurdudur. Kalp ise güzel sıfatlar ve iyi huylar üzere yaratılmış olduğundan itaat ve ibadet61
beldesi hüviyetindedir. İşte nefsin kötü vasıflarının iyi vasıflara, kalbî özelliklere inkılâp etmesi için nefis satın alınmıştır. Nefis alım-satım kefesine konulup teslim işlemleri yapılınca, Allah Teâlâ nefsi hayra çağırmakla görevli bir meleği ona gönderir. Melek onu daimî surette hayra davet edip serden men eder. Bu hal aralarında bir dostluk kurulana kadar devam eder. Nefis vakur, boyun eğecek bir vaziyete gelince, melek ondan tüm kötü sıfatları alır ve onu güzel sıfatlarla donatır. Böylece o, küfür karanlığından iman aydınlığına, tüm kötü sıfatların zulmetinden iyi sıfatların nuruna ulaşır. Nefis, küfür karanlığı ve onun vasıflarından kurtulup, muhalefet ve inadından vazgeçince, ilâhî emre boyun eğer; Allah Teâlâ da ondan razı olur. Nefis bu vakur ve mutmain tavırlarıyla Allah'ın kulları arasına girer ve, "Ey nefs-i mut-mainnel Rabbini razı edecek bir halde ve sen de rabbinden razı olacak bir vaziyette O'na dön. Kullarımın arasına ve cennetime girl"^âyetinin müjdesine mazhar olur.
Âlem-i adi (kâfir ve münafıklar), kudret âlemi hakkında nifaka düşüp, âlem-i hikmeti inkâr etmesi sebebiyle onların nefisleri satın alınmaya lâyık görülmemiştir.
Allah Teâlâ onların nefislerini muhafaza etmeyip, onları şeytanın vesveseleriyle baş başa bırakmıştır. Böylece şeytan onları daima şerre, kötülüğe çağırır, kötü işlerle onları aldatır; ma-yalarındaki bozuk şeylere, şehvete, isyana, Allah'ın buyruklarına karşı çıkmaya davet eder. Bunların neticesinde nefis âdeta şeytanlaşır, kötülüğü emredip, iyiliği nehyeden bir hale gelir. Nefsin bu sıfatı, "Şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder"52 âyetinde belirtilmiştir. Şey- tan böylece o nefislerin en kuvvetli yardımcısı ve en yakın dostu olur. Bu husus Kur'ân-ı Ke-rîm'de, "Kim rahmânm zikrine karşı kör oiursa, ona şeytanı arkadaş ederiz" ^ âyetiyle beyan olunmuştur

51 Fecr 89/27-30.
52 Yûsuf 12/53.
62
63.
Allah Teâlâ, âlem-i fazlı (müminleri) kendi nefislerine şahit tutup,,onlara tevhid ve takvayı ilham etti. Aynı şekilde âlem-i adli de (kâfirleri)
1 kendi nefislerine şahit tuttu. Fakat onlara fücur
ve mâsiyeti ilham etti. "Nefse ve onu biçimlendirene, ona isyanı ve itaati ilham edene andoi-sun"5* âyeti buna işaret etmektedir. Demek ki, Allah Teâlâ'nın fazl ve keremiyle muamele edip hidayete erdirdiği kimselere âlem-i fazl; adaletiyle muamele edip terkettiği, haktan uzaklaştırdığı kimselere âlem-i adi denir.
53 Zuhruf 43/36.
54 Şems 91/7-8.
64
Korku, akıbetin kötüye gitmesinden değil, daha çok işlenen kötülüklerden kaynaklanır.



HAYDARI KERRAR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KALPLE NEFİS ARASINDAKİ İNCE FARK
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslam Ahlakı ve Tasavvuf :: Nakşibendi :: Nakşibendi :: Kadiri ve Rufa-i :: Diğer Tarikatlar :: Tasavvuf Genel Konular-
Buraya geçin: