buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 Fethu'r Rabbani /Abdulkadir Geylani Hz. / Ölmeden evvel ölmek (4.bölüm)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ŞaHa Meftun

avatar

Mesaj Sayısı : 139
Kayıt tarihi : 30/06/10
Nerden : Ankara

MesajKonu: Fethu'r Rabbani /Abdulkadir Geylani Hz. / Ölmeden evvel ölmek (4.bölüm)   Paz Ekim 03, 2010 7:24 pm

Ölmeden Evvel Ölmek
Rabbin ile aranda, sen kendin varsın. Kendini aradan çıkar. İşte o zaman, O’nu görürsün! Nefsine muhalefet ederek, onunla savaşarak ve onun heves ve arzuları karşısında sağır kesilerek kendini aradan çıkar. Nefsinin zevklerini, hevaî arzularını ve budalalıklarını asla yerine getirme. İşte o zaman, mahviyete razı olur ve senin kalbinin yüzünden uzaklaşır. Nefs-i emmarenin çıktığı yere nefs-i mutmainne girer. Nefs, mutmainne hale geldiği ve hakkı kabule müsait olduğu zaman, ona daha önceki ruhtan başka bir ruh üfürülür. Bu ruh Rubûbiyet ruhudur, akıl ruhudur.
İki çeşit ölüm vardır. Bunlardan biri, avam tabakasının bildiği ölümdür. Bu, ruhun bedenden ayrılması demek olan ölümdür ki, herkesçe bilinmektedir. Bir de havas, yani seçkinler tabakasınca bilinen bir ölüm vardır ki, bu da hevai duyguların, nefslerin, kör tabiatların ve kötü âdet ve alışkanlıkların ölmesi ve yok olması demektir. Bu tür ölümde kalp dirilir, hayat bulur.
Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de Allah’ın gayrı şeylerden. İşte o zaman dirilir, hakiki hayata kavuşursun. O zaman, Hak ile birlikte ebedî hayata kavuşursun. Görünüşte ölü gibi olursun, fakat kaderin eli sende olur. Onu istediğin tarafa çevirirsin. O el, çabasız, gayretsiz olarak nasibini alır.
Allah, kulu bütün menfi duygu ve halleri ile yok olduktan sonra, onu yeniden yaratır. Başka bir yaratışla onu hayata iâde eder. Önce yokluk (fena) eli ile yok eder. Sonrada varlık (beka) eli ile hayata iade eder.
Nefs, Allah ile kullar arasında bir perdedir. Onları Allah’a karşı perdeler. O ortadan kalkınca, perde de kalkmış olur. Bâyezid-i Bestâmi Hazretleri demiştir ki:
- Rabbimi rüyada gördüm. Dedim ki: “Sana ulaşmanın yolu nedir, Yarabbi?” Bana cevaben buyurdu: “Nefsini bırak, gel.” Bunun üzerine ben de, tıpkı yılanın kılıflarından sıyrılması gibi, nefsimden sıyrıldım.
Arifler, seçkinler kıyametlerini daha dünyada iken vuku buldurmuştur, daha dünya hayatında nefslerinin tepesine kıyameti dikmişler ve azap gelmeden önce, ağlamasını bilmişlerdir. Sizin hiçbiriniz, “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye bir soru sormasın. Kıyametin kopmayacağı zannına kapılmasın. Zira unutmasın ki, kendisi öldüğü an, kıyameti kopmuş demektir. Kim ki ölürse, onun kıyameti kopmuştur.
Senin nefsin, sevgilindir. Sen, nefsine aşıksın. Halbuki eğer onun, senin düşmanın ve katilin olduğunu bilseydin, mutlaka kendisine karşı çıkar, yemesine içmesine bile engel olur, ancak ihtiyaç miktarı gıdasına izin verirdin. Esasen ihtiyaç miktarı yiyecek, onun hakkıdır.
Nefsinle savaş. Hem de o, olumsuz ve kötü duygularıyla birlikte ölünceye, yok oluncaya kadar. Onunla savaşıp, kötü duygularıyla birlikte kendisini öldürdükten sonra, tekrar dirilt. Bu sefer o, fakih, âlim ve hakikat ihtirasına ermiş olarak dirilecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
FİKİRDEĞİRMENİ

avatar

Mesaj Sayısı : 53
Kayıt tarihi : 04/10/10
Nerden : Karaman

MesajKonu: Geri: Fethu'r Rabbani /Abdulkadir Geylani Hz. / Ölmeden evvel ölmek (4.bölüm)   Çarş. Ekim 06, 2010 7:35 am

İnsanın boynundaki akrebi olan nefsi şeytan ile ittifak edip insana hücum ederken onun zarar ve şerlerinden ancak tahkiki bir iman elde edilerek kurtarılabilir.Tahkiki imanın gözlüğüyle Cenab-u Allahın heryerde hazır nazır olduğunu,en gizli hatırat-ı kalbimizi bildiğini,hiç bir şeyin onun tasarrufu haricinde olmadığını,nefsimizin tasarrufu dahi sadece O'nun(c.c) elinde olduğunu bilir...Yine bu tahkiki imanın dürbünüyle Allahın kainattaki isim ve sıfatlarından tecellisini hayret ve muhabbetle seyreder.Onu tanıdıkça muhabbetullahın tahrikiyle Allaha karşı ihritamı ve sevgisi artar.Onun azameti ve büyüklüğü karşısında kendi acziyetini ve fakriyetini derkeder...Kendi acziyetini ve fakirliğini gören nefsinin kusurlarını görmeye başlar.Ne kadar şefkata muhtaç bir mahluk olduğunun şuuruyla Zat-ı zülcelalin ve Cemil-i zülkemalin kapısına iltica eder.Her arzusunu ona arzeder.Her hacetini ona arzuhal eder.Çabuk bozulur bir makine olduğunu anlayan kul hata ve kusurlarını Allaha istiğfarın gözyaşları ile taktim eder.Bu halin vermiş olduğu meşru lezzetler gayr-i meşru isteklerin elini kısaltır.İradenin müsbet ve hayırlı işlere eli uzar...
Allah razı olsun güzel ve faydalı paylaşım için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Fethu'r Rabbani /Abdulkadir Geylani Hz. / Ölmeden evvel ölmek (4.bölüm)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslam Ahlakı ve Tasavvuf :: Nakşibendi :: Mektubat-ı Rabbani :: Mektubat-ı Hazret :: Minah :: İşaretler :: Gavs Abdulhakim (k.s.a) Sohbetler :: Diğer Tasavvufi Eserler-
Buraya geçin: