buharalıbilvanisli.com

Sofilerin Buluşma Noktası Buhara
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
buharalıbilvanisli.com Son Konular
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Şub. 08, 2011 11:13 am
Cuma Ocak 28, 2011 9:56 am
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:43 pm
» ykmz
Salı Ocak 11, 2011 10:41 pm
Çarş. Ocak 05, 2011 8:01 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:57 am
Çarş. Ocak 05, 2011 7:40 am
Salı Ocak 04, 2011 6:58 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 6:32 pm
Salı Ocak 04, 2011 9:37 am
Ptsi Ocak 03, 2011 7:15 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 7:02 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:55 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:43 pm
Ptsi Ocak 03, 2011 6:27 pm
Perş. Ara. 30, 2010 10:23 am
Perş. Ara. 30, 2010 8:27 am
Paz Ara. 26, 2010 2:53 pm
Paz Ara. 26, 2010 2:43 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:11 pm
Cuma Ara. 24, 2010 1:34 pm
Cuma Ara. 24, 2010 8:50 am
Perş. Ara. 23, 2010 1:19 pm
Perş. Ara. 23, 2010 8:12 am

Paylaş | 
 

 Mevlana Halid Zülcenaheyn H.z.'nin Hz. Peygamber Efendimiz (a.s)'e Gönderdiği Mektup

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
perverde

avatar

Mesaj Sayısı : 131
Kayıt tarihi : 01/07/10
Yaş : 36
Nerden : Kocaeli/İzmit

MesajKonu: Mevlana Halid Zülcenaheyn H.z.'nin Hz. Peygamber Efendimiz (a.s)'e Gönderdiği Mektup   Paz Ara. 19, 2010 9:14 pm

Mevlana Halid (k.s.) bu mektubu Nebiler ve Rasuller (a.s)'in efendisi, Hz. Peygamber Efendimiz (a.s)'e göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

"Günahkar kul, nefsine zulmeden, yarın başına ne geleceğini bilmeyen ve dünkü yaptığını unutmaya gayret eden Halid'in (ks) arzuhalidir. Saadet dairesinin merkezi, bütün yaratıkların yaratılma sebebi, Makam-ı Mahmut sahibi, kerem ve mertliğin kaynağı nebiler ve mürsellerin Efendisi, aleme rahmet olarak gönderilen, kıyamet gününde yüzleri elleri ve ayakları parlayanların önderi, Haşimi, Ebtahi, Yesribi, Arabi, Kureyşi olan yüce Peygamberin (a.s) eşiğinedir. O'na, aline ve ashabına, her sabah ve akşam, Allah Teâlâ'nın bütün mahlukatı miktarınca salat ve selamların en efdali olsun.

Muhakkak ki bu miskin ve fakir olan kul ve boynunu eğmiş, hakir olan mücrim, gün be gün kaymalar içerisindedir. Kavim, kavim halkın günahlarını yüklenmeye devam eder. Hepsinin terkine muvaffak olamaz ki, değil ayaklarıyla, baş üzere, çölleri katlayıp, o yüce hazrete gelebilsin. Ne parlak ve yüce sünnetinizi yaşatmak ve açık şeriatınıza uymaya yardım eder, ne de zulmü terk etmeye ve adalet sergisini sermeye hazırlanır ki; bunun için mahluklar rahat etsin, her şeyi kontrol eden Rabbimiz (cc) razı olsun ve O yüce cenab da (a.s) bununla sevinsin.

Her iki ayağı şişmekten şikayet edenin,
Terk ettim sünnetini, geceleri ihya edenin.


Allah Teâlâ'nın hukukuna karşı yapmış olduğu kusurlardan dolayı ona yazıklar olsun!...

Allah'ın yardımı olmadan günahlardan dönmeye ve taat yapmaya güç yoktur. Senin cenabından başka halimin kötülüğünü kime şikayet edeyim? İçinde bulunduğum ızdırabı kime arzedeyim? Sen Allah'ın kullara halifesi ve yaratılanları doğru yola hidayet edicisin. Şaşkın kalanın yardımına koşup, irşad ederek doğru yola götüren mürşid sensin. Çaresiz kalanların yardımcısı ve muradına erdiricisin. Zat-ı alinizden istirhamım, beni bu tehlikeli çukurlardan kurtarıp yüzümü ihlas ile Hicaz topraklarına yönelt.

"Kim ki Cehennemden uzaklaşıp Cennete girerse, o fevz ve felaha ermiştir." (Al-i İmran 185)

Adalet ve insaf et, (bana uyan mü'minlere) rahmet kanadını indir. İtidal yolda gidebilmem için, bidatlardan ve sapıklıklardan kurtulmam için bana yardım eyle! İmdadıma gel; yoksa gerçekte ben kıyamet gününde Rabbimin huzurunda zilletten dolayı başımı yere eğerim. Pişmanlığın fayda vermediği zamanda da yakınen pişman olacağım. Yüce Allah size,kardeşleriniz olan peygamberlere, alinize ve ashabınıza her konuşmamızın başında ve sonunda salat eylesin!

_________________
Sensin Ümidim Ey Yari Pirim
Kaldım Bu Yolda Ol Desteğim
Bari Amanım Gayri Girandır
Sen Ol Muinim Sen Ol Zehirim...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
perverde

avatar

Mesaj Sayısı : 131
Kayıt tarihi : 01/07/10
Yaş : 36
Nerden : Kocaeli/İzmit

MesajKonu: Geri: Mevlana Halid Zülcenaheyn H.z.'nin Hz. Peygamber Efendimiz (a.s)'e Gönderdiği Mektup   Paz Ara. 19, 2010 10:00 pm

Bu Sadat-ı Kiram'a akıl sır ermiyor mubareklerin yazdıklarından sonra insanın dili lal oluyor ''ya leyteni küntü turaba'' (keşke toprak olsaydık) diyesi geliyor Sad

O, âlimlerin âlimiydi. “Şemsü’ş-şümûs”, yâni güneşler güneşiydi.O öyle diyorsa acaba biz Resulullah'a (s.a.v.) nasıl ricada bulunuruz Sad

İbrahim Sadri'nin şu şiiri ne güzel anlatıyor aslında;

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse...


Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Biliyorum ama

Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,

Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?

Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,O size kızmadan önce?

Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...

Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,Kitaplığınızın raflarında tozlanmış, Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

Yoksa teleşla ne yapayım diyerek, Sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum:

Eğer Peygamber Efendimiz,

Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,

Yapmaya devam edecek misiniz,Her zaman yaptığınız şeyleri?

Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?

Her yemekten sonra sofra duası etmeyi, Yine zor mu bulacaksınız?

Hiç yüzünüzü asmadan, Oflayıp puflamadan, Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için, Sıcacık yatağınızından, erkenden fırlayacak mısınız?

Peki ya yine mırıldanacak mısınız, Her zaman söylediğiniz şarkıları?

Ve okuyacak mısınız, Her zaman okuduğunuz kitapları?

Peki bilmesine izin verecek misiniz,Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:

Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?

Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız, Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle, Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...

Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?

Bilmek ve düşünmek

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse Yapacağımız şeyleri...

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı ...



_________________
Sensin Ümidim Ey Yari Pirim
Kaldım Bu Yolda Ol Desteğim
Bari Amanım Gayri Girandır
Sen Ol Muinim Sen Ol Zehirim...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Mevlana Halid Zülcenaheyn H.z.'nin Hz. Peygamber Efendimiz (a.s)'e Gönderdiği Mektup
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
buharalıbilvanisli.com :: İslam Ahlakı ve Tasavvuf :: Nakşibendi :: Mektubat-ı Rabbani :: Mektubat-ı Hazret :: Minah :: İşaretler :: Gavs Abdulhakim (k.s.a) Sohbetler :: Diğer Tasavvufi Eserler-
Buraya geçin: